• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/Ailehaklari
  • https://plus.google.com/+ademçevik/posts
  • https://www.twitter.com/onceaile
Aidat Borcu Sorgulama
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

Anasayfa

Âileyi Yıkan Yasalar Kalksın YÜRÜYÜŞÜ 1Ağustos Çarşamba Saat:19 Taksim/Tünel #ÖnceÂile'yi YokEtme Savaşına Dur De Aileni Ateşten Koru https://www.facebook.com/groups/ailehaklari AileHaklari.org AilePlatformu.net goo.gl/tZkx7i chat.whatsapp.com/5w1d6XFhAQ38sorUQCaOtp twitter.com/6284Platformu t.me/AileHaklari 1.İstanbul Sözleşmesi Fesh Olsun 2.6284 iftira Yasası KALKSIN 3.Çocuk Haczi İnsanlık suçu 4.Reissiz Aile Zulm 5.Süresiz Nafaka Zulm ‪6.EYS Ebeveyn Yabancılaş İnsanlık Suçu ‪7.Tek taraflı Velayet Zulüm 8.Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Zulüm
30.07.2018
AİLEYİ YIKAN KÜRESEL SAVAŞA DUR DE!
26.07.2018
AiLEYi YIKAN YASALAR ve 6284 KALKSIN Yürüyüş Basın Açıklaması 1 Ağustos Çarşamba Saat:19 Taksim/Tünel Aileyi Yikan Küresel Savasa Dur De! Zulme karşı 3 maymunu oynamak da suça ortaklıktır. Hz. Ali: Namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalı... http://AiLEhaklari.org http://AilePlatformu.net +905322033274 https://twitter.com/OnceAile http://t.me/AileHaklari
19.07.2018
#ŞimdiAileVakti #ÖnceÂile Basın Toplantısı 13Temmuz Saat16 Fatih/AliEmiri Zulme Sessizlik Sebebiyle Bizi De Mi HELAK edeceksin Ya RABB? #ÂileyeZulmüDurDe #ÇocukHacziZulm #EYSzulm #TekVelayetZulm #GençEvliyeZulm #6284İftiraZulm #ReissizAileZulm #SüresizNafakaZulm #NafakaHapsiZulm #MalRejimiZulm AileHaklari.org
11.07.2018
AileHaklari.org
19.06.2018
#AileForumu 5MayısSaat:14 AKV; istanbul,Fatih Horhor Cad.24 CocukHaklari.org AileHaklari.org HakSes.net Çocuk Haczi EYS Nafaka Velayet 6284 AilePlatformu Kurucusu @AdemCevik: "Aile Meselesi Tüm İnsanlığın Sorunudur." Küresel #KİNsey Yozlaştırma Projesi #DevletYetkilileriniALDATILDIKdemedenÖnceUYARIYORUZ #Aileyi_Yasalar_Yok_Ediyor http://mobil.hakses.net/haber/6284-kadina-siddet-cinsel-istismar-ve-hukukun-manuplasyonu/350/
02.05.2018




#ÖnceÂİLE'yi KORU ÇAĞRISI

ÂİLE HAKLARI, AİLE AKADEMİSİ DERNEĞİ, DÜNYA ÇOCUK HAKLARI DERNEĞİ

ÂİLE MESELESİ sadece Türkiye'nin değil tüm İNSANLIĞIN SORUNUDUR

AİLESİNİ KORUYAMAYAN VATANINI NASIL KORUYACAK? GELECEĞİMİZ İÇİN; #ÖnceAile #ÖnceAileyiKoruyalım

ÂİLENİN YOK OLMASI İÇİN YAPILAN HUKUKSUZLUKLARA ve AHLAKSIZLIKLARA KARŞI ELBİRLİĞİ YAPALIM İyiler seyirci kaldıkça Kötüler Kazanmaya Devam edecek.Karanlığa küfretmeyi bırak Kalk Birr mum da sen yak

Âileyi yoketme küresel savaşına dur de ki “âileni ateşten koru!” 3 Maymunu oynamak suça ortaklıktır.

NAMUSLULAR DA EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLURSA;
ÂİLE VE GELECEĞİMİZ KURTULUR.

AilePlatformu.net AileAkademisi.org AileHaklari.org CocukHaklari.org iYiLiK.org.tr



24 Haziran'da yapılan seçim sonuçlarının ve 31 Mart 2019'da yapılacak mahalli seçimlerin ülkemize, bölgemize, ailelerimize ve tüm insanlığa hayırlı mübarek olmasını temenni ediyoruz.

Önümüzde 31 Mart Mahalli/Yerel Seçimlerine 8 ay gibi bir süre var. Bu süre içinde partiler hazırlıklarını yapacak ve halkın önüne çıkacak. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de sivil toplumun taleplerini/şartlarını siyasi topluma iletme görevi STK'lara, DKÖ'lere kanaat önderlerine, âlimlere, aydın, entelektüel, akademisyen, muallim, imam, muhtar, esnaf, işadamı, aktivist ve yazarlara düşüyor.
Oy için meydana çıkacak bütün siyasilere ve liderlere ülkemizde aile kurumu ssos veriyor, aileyi çözülme/bitme noktasına getiren politikalara son verilmesi için çağrıda bulunulması kritik bir önem taşıyor. 
Böylesi bir çağrıda bulunmak, tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmediğimiz takdirde, çoluk çocuğumuza/gelecek nesillere söyleyecek hiç bir mazeretimiz kalmayacaktır. 

Aile; evimizdeki “melek”in sığınağı, cennetin giriş kapısı, yarınlarımızın sigortasıdır. Vatanını anası sayan, cenneti anaların ayaklarının altına seren, en büyük acısını evlat acısı sayan, zenginliği “altın top” a yani evlat sahibi olmaya bağlayan, babasını kaleye benzeten bir medeniyetin çocuklarıyız. Bu medeniyetin değerlerinin, neoliberal uygulamalar sebebiyle zaman geçtikçe dejenere olduğuna ve önemini kaybettiğine hep beraber üzülerek şahit olmaktayız.

Bugün yürürlükte olan kanunlar/yönetmelikler, imzalanan uluslararası sözleşmeler, uygulanan ulusal eylem planları değiştirilmediği takdirde; Türkiye, toplumun temel yapı taşı olan ailesini kaybedecektir. Bunun yaratacağı faciaları anlatmak kapsamlı bir kitabın konusu olacak kadar derin ve büyüktür. Kaldı ki, şu anda aile müessesesine yapılan emperyalist/sömürü kaynaklı operasyonlar sebebiyle bu aile kurumu zaten uçurumun eşiğine gelmiş durumdadır Ailenin çözülmesi/boşanmaların artması sebebiyle Türkiye'nin yaşadığı ahlâki kriz dramatik boyutlardadır. Eğer, Receb Tayyîb ERDOĞAN ve emrindeki yetkililer bu felakete son verecek önlemleri almazlar ise, açıkça söylüyoruz ki, Türkiye "yumuşak terörün" pençelerinde can çekişecek ve eski Türkiye'yi mumla arar hale gelecektir. Bir felaket senaryosu çizmiyoruz. Olan, olmaya devam eden ve bundan sonra çok trajik hale gelecek olan bir süreçten bahsediyoruz. 
Öncelikle kısaca içinde bulunduğumuz durumu özetleyelim. Türkiye'de son 15 yılda, 9milyon 620bin çift evlenmiş, 1 milyon 789 bin 440 çift boşanmıştır. Son yıllar dikkate alındığında bugün her 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır. Yıl yıl resmi istatistikler şu şekildedir:

Tablo 1.2002-2017 Evlenme Ve Boşanma İstatistikleri

YILI

EVLENME

BOŞANMA

2002

510,155

95,323

2003

565,468

92,637

2004

615,357

91,022

2005

641,241

95,895

2006

636,121

93,489

2007

638,311

94,21

2008

641,973

99,663

2009

591,742

114,162

2010

582,715

118,568

2011

592,775

120,117

2012

2013

2014

2015

2016

2017

603,751

600,138

599,704

602,982

594,493

603,976

123,325

125,305

130,913

131,830

126,164

136,808

TOPLAM

9,620,902

1,789,440

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) www.tuik.gov.tr



Çocuklarımız aile ortamından uzak bir şekilde büyümektedir. Bilgisayar, televizyon, akıllı telefon, tabletler, kültür-sanat ürünleri ve online oyunlardan gelen milyonlarca erotik materyalin karşısında savunmasız bulunmaktadır. Ünlü Psikolog Philip Zimbardo bugün itibariyle internette 246 milyon porno site olduğunu söylemektedir. Bunun sonucu olarak cinsellik yaşı, uyuşturucu kullanma yaşı, şiddet uygulama/görme yaşı ve istismar etme ve istismar görme yaşı hızla düşmektedir. Dünyanın her yerinde yapılan araştırmaların ortaya koyduğu gerçek şudur: Boşanmaların arttığı, ailenin çözüldüğü bir ülkede adli suçlar ve psikolojik sorunlar kaçınılmaz olarak artmaktadır. Francis Fukuyama (2009) aile kurumunun çözülmesiyle suç oranlarındaki artış arasındaki ilişkiyi gösteren bol miktarda kanıt olduğunu söylemektedir.
Gerçekten de Türkiye’de 2008-2012 yılları arasındaki çocuk suçluluk oranlarındaki ürpertici artış, bu yargının Türkiye için de doğru olduğunu göstermektedir. TÜİK’in 2008-2012 yılları arasındaki çocuk suçluluk oranlarını aktardığı tablo bu acı gerçeği ortaya koymaktadır.

Tablo2. 2008-2012 Çocuk Suçluluğundaki Artış

YILI

2008

2009

2010

2011

2012

Yaralama

19,726

25,182

30,180

32,331

%63

Hırsızlık

17,884

17,869

21,857

24,604

%37

Uyuşturucu

1,829

2,959

5,552

4,388

%139

Mala Zarar

2,572

2,805

2,916

3,463

%34

Tehdit

1,853

2,111

2,763

2,910

%5

Cinsel Suçlar

1,848

2,121

2,723

2,243

%21

Öldürme 

317

481

404

390

%23

Tüm Suçlar

62,430

68,344

83,393

84,916

%36

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) www.tuik.gov.tr

Ne var ki, ailenin çözülmesi sadece suçluluk oranlarının artışıyla ilişkili değildir. Yapılan araştırmalar alkol ve madde bağımlılığı (TBMM Araştırma Komisyonu, 2008), okul başarısızlığı ve okulu terk (Dam, 2008; Bildik, 2003), psikolojik problemler (Tezcan, 2007), fuhuş ve evlilik dışı doğum (Fukuyama, 2009), şans oyunları ve kumar (Aksoy, web1), intihar (Ekici ve ark., 2001) gibi problemlerin artışının da boşanmaların artışıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Hatta boşanmaların artması bile boşanmış ailelerin yaygınlığıyla ilişkilidir (Öngider, 2013). 

Bu tablonun oluşmasının şüphesiz pek çok sebebi vardır. Ancak bu sebeplerin başında hükümetin uyguladığı toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları gelmektedir. Bu politikalar doğrultusunda imzalanan İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayanarak çıkarılan 6284 sayılı kanun Türkiye'de aile kurumunu bitirme; çocuklarımızı haz piyasasının sermayesi haline getirme, kadınlarımızı ve erkeklerimizi birbirine düşman etme hedefini gütmektedir. Sözleşmenin imzalandığı 2011 ve kanunun çıkarıldığı 2012 tarihinden itibaren sözünü ettiğimiz trajik tablonun ivmesi artmıştır. Bugün ülkemizdeki aile ve kadın politikaları bir grup feministin eline bırakılmış durumdadır. Bu duruma ilk itiraz etmesi gereken, kendisini "muhafazakâr-dindar" olarak tanımlayan siyasetçi ve çevreler olmalıdır. Hâlbuki dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş bir biçimde kendini "muhafazakâr-dindar" olarak tanımlayan bir parti, aileyi yok edecek feminist politikalar yürütmektedir. Buna da bugüne kadar bir kaç küçük grup ve kişi hariç hiç bir itiraz gelmemektedir. 

Ak Parti’nin ülkeyi yönettiği son 16 yıldır, konuyla ilgili imzalanan uluslararası sözleşmeler, çıkarılan kanunlar, uygulanan eylem planları ve bazı gelişmelerin özeti kısaca şöyledir:

1. 2004'te yapılan TCK'daki değişiklikle evlilik içi tecavüz kavramı getirildi. Kamuoyunda Erken Evlilik olarak bilinen Genç evlenen kocalara "tecavüz" suçundan dolayı kamu davaları açıldı. Bu kişiler 10-15 yıl gibi inanılması güç cezalara çarptırıldı. Sadece kadınlar değil, çocuklar da perişan oldu, mağdur edildi. Dokuz bin çocuk devlet istismar etti mağdur etti

2. 2005'te ilk LGBT dernek, KAOS GL kuruldu. 

3. 2006 yılında "namus cinayetleri"nin önlenmesi iddiasıyla 26218 Sayılı Başbakanlık Genelgesi yayınlandı. Feminist hareketler bu genelgeyi önemli bir başarı olarak selamladı.

Örneğin Genelge'nin birinci bölümünün 7. maddesinde, eğitim alt başlığında, şu ifadeler yer aldı: "İlköğretimden başlayarak eğitimin her aşamasında (örgün ve yaygın eğitim de dahil olmak üzere) şiddet ve toplumsal cinsiyet duyarlılığı konularını içeren ve çocuklara kendi bedenlerini tanımayı öğreten eğitim programları hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır."

Şiddeti ve "namus cinayetini" önleyeceği iddia edilen Genelge'de hiç bir manevi önleme yer verilmedi. Genelge'de yer alan 53 maddenin 18 tanesi "zihniyet dönüşümüyle" ilgiliydi. Kastedilen şüphesiz, "feminist perspektif" idi. 

4. 2009 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın yayınladığı araştırma raporunda "Aile kadınlar için güvenli bir ortam değildir." ifadeleri yer aldı. Aynı ifadeler 2014'te yayınlanan raporda da yer aldı. Buna ek olarak, 2014 raporunda, "evlilik" de şiddet sebebi olarak tanımlandı. Bu raporlarda, aileyi değil, kadını merkeze alan politikalar uygulanması gerektiği belirtildi. İlginç değil mi? Aile Bakanlığı'nın yayınladığı bir raporda bu ifadelerin yer almasına demek ki, Aile Bakanlığı'ndan kimse itiraz etmemiş. 
5. 1 Ocak 2002 tarihinde, Türk Medeni Kanunu'nda "aile reisi kocadır." ifadesi kaldırılmıştı. 2010 yılında yapılan anayasa değişikliğinde aile kurumu için "eşler arasında eşitliğe dayanır." ifadesi eklenerek, 2002'deki değişiklik anayasal bir madde haline getirildi. 
6. 2011'de İstanbul Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşmede "Kadınlar' kelimesi 18 yaşın altındaki kız çocuklarını da kapsar." ifadesi yer aldı. Sözleşmenin 4. maddesi, eşcinselliği legal güvence altına alıyor; 42. maddesi din/gelenek/örf gibi toplumsal kurum ve değerlere aykırı davranışları "şiddet gerekçesiyle" denetlemeyi yasaklıyor, 48. madde ise karı-koca arasındaki "şiddet iddiası taşıyan" geçimsizliklerde arabuluculuk yapmayı yasaklıyordu. 
7. Aynı yıl Fatma Şahin eşcinsel hakların anayasal bir hak olması gerektiğini açıkladı.
8. 2012'de İstanbul Sözleşmesi esas alınarak "6284 Sayılı Aileyi Koruma ve Kadına Şiddeti Önleme Kanunu" çıkarıldı. Kanun, halk arasında "Aileyi Çökertme ve Kocaya Zulmetme" kanunu olarak isimlendirildi. Bunun sebebi kanunun gerçekten inanılması güç maddeler içermesiydi. 2013 Ocak ayında bu kanunun uygulanmasına yönelik çıkartılan yönetmelikte şu ifadeler yer aldı: "Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Kararın verilmesi, Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez." Bu madde her şeyden önce hukukun evrensel bir ilkesi olan masumiyet karinesini çiğniyordu.” Türkiye artık ancak işgalcilerin yapabileceğini yaptı, işgal hukuku-darbe hukuku Aileyi yoketme küresel savaş hukuku (hukuksuzluğu) resmen ve fiilen AKPARTİ eliyle yürürlükteydi
Erkeklerin ekonomik açıdan mağdur edilmesi bir yana; şerefi ve haysiyeti de kadının iki dudağının arasına bırakılmıştı. Bugün ülkemizde bu maddenin mağduru olan kişi sayısı -kesin olarak bilinmemekle birlikte- onbinlerle ifade edilmektedir.

9. Gerek İstanbul Sözleşmesi, gerekse 6284 sayılı kanun şiddeti, "doğal davranışı" da kriminalize edecek şekilde tanımladı. Bu belgelerde yer alan tanımlar ölçüt alındığında Türkiye'de şiddete bulaşmamış bir Allah'ın kulu kalmayacaktır. Özetle şiddet kavramı manipüle edildi, kadını-erkeği ve çocuğu birbirinden ayırmak için araçsallaştırıldı. 

10. 2014 Ağustos ayında İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdi. 

11. 2008-2013 yıllarını kapsayan Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı hazırlandı. Sonrasında 2012-2015 ve 2016-2020 yıllarını kapsayan şiddetle mücadele ulusal eylem planları hazırlanıp uygulamaya konuldu. Bu planların hiç birinde manevi önlemlere yer verilmedi. Sadece feminist perspektif esas alındı. 

12. 15 yıl boyunca, halktan alınan vergilerle, Aile mahkemesi hakimlerine, askerlere, öğretmenlere, din görevlilerine Türkiye halkının değerleriyle çatışan toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri verildi

13. 2016 yılında hükümet erken evlilikten doğan mağduriyetleri gidermek adına yeni bir yasa tasarısı hazırladı. Hükümetin belki de aile ve kadın politikaları adına yaptığı tek olumlu adım olan bu girişim, feminist hareketlerin baskısı sonucu geri çekildi. 

Bugün itibariyle Türkiye Cumhuriyeti, İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç gibi ülkeleri model alan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) politikasını uygulamaktadır. TCE Türkiye'de bakanlıklar üstü ana politika haline getirilmiştir. Örneğin, 9. kalkınma planı TCE'ye duyarlı bir şekilde hazırlanmıştır. 

Durum ana başlıklarıyla bu şekildedir.

Türkiye'de ailenin hedef alınması küresel bir projedir. Bu konu, siyaset üstü bir duyarlılıkla ele alınmalıdır.

STK'lar, aydınlar, akademisyenler, kanaat önderleri vs. TBMM'ye, TCCB'na, bakanlara ve partilere şu çağrıyı yapmalıdır: 

1. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun iptal edilmelidir. Her iki belge de Anayasa'nın 41. maddesini çiğnemektedir. 

2. TCE adı altındaki feminist politikalara son verilmeli, kadına, erkeğe ve çocuğa yönelik politikalar yaratılış fıtratına uygun aile merkezli ve toplumsal değerlerle uyumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. 

Dinini, ülkesini, ailesini önemseyen her kişi elbirliği yapmalıdır yukarıdaki iki maddenin iptali veya ıslahı gereklidir.

81 milyonun geleceği Avrupa Birliği'nin bir grup feminist aracılığıyla dayattığı sözleşmelerle karartılamaz. 

Eğer STK'lar, DKÖ'ler ve kanaat önderleri TC Başkanına ve siyasi liderlere böyle bir çağrıda bulunmazlarsa bugüne kadar şikâyetçisi oldukları ahlaki krizlerden bundan sonra şikâyet etme hakları olmayacaktır

Çocuklarımızın ve ailelerimizin geleceği benzin fiyatlarından ve doların yükselmesinden daha önemlidir.

Yukarıda çok azını saydığımız gelişmeler olurken dindar/muhafazakâr kitlelerden ciddi, nitelikli itirazların gelmemesi manidardır. Bu kitleler konuya o kadar ilgisiz kalmışlardır ki, çoğunun olup biten şeylerden haberi bile olmamıştır. Bu durumda dindar/muhafazakâr kitleye hitap eden medyanın da büyük bir rolü vardır. Onlar, bu konuları okuyucularından gizlediler. 

Dindar, muhafazakâr ve milliyetçi kitlelere dönük çalışmalar yapan binlerce kuruluş ve yüzlerce kadın/aile derneği bulunmaktadır. Onlara soruyoruz: 

Neredesiniz? 

Niye bu olup biten şeylere ses çıkarmadınız/çıkarmıyorsunuz? 

Gerçekten sizinle kıyaslandığında çok ama çok az bir yekûn teşkil eden feminist hareketler bu ülkede TCK'yı değiştirdi, kanunlar çıkarttı, yasa tasarılarını geri çekmeye zorladı. Takip ve denetleme ağları kurdu.


Hükümet'in feminist politikalardan en küçük bir sapma gösterdiğini fark ettiği anda bütün ulusal ve uluslararası mekanizmaları harekete geçirdi. Kıyameti kopardı. Ders kitaplarını tek tek incelediler.


TCE'ye aykırı buldukları kelime ve kavramları tek tek ayıkladılar. Onlarca yıldır, kendi perspektifleri uğrunda, sahada mücadele veriyor, bedel ödüyorlar. Açık söylemek gerekir: 5 yıldızlı otellerde kendimizi tatmin eden konuşmalar ve programlar düzenleyerek hiç bir şeyi değiştiremeyeceğiz. Feminist ve batıcı bâtıl hareketler konuştuklarında kanun oluyor, hukuk oluyor, politika oluyor. Peki ya sizi/bizi dikkate alan var mı? Dikkate alınacak fikirler, projeler üretebiliyor muyuz?



Tüm milletvekillerine ve yetkililere şunu söylemek istiyoruz:

İstanbul Sözleşmesini lütfen dikkatli bir gözle tekrar okuyunuz. Hırvatistan'daki koalisyonun küçük ortağı Meşe Partisi İstanbul Sözleşmesi'nin parlamentoya geleceğini duyduğu zaman tozu dumana kattı, kıyametler koparttı. Bu sözleşme Hıristiyan değerlerine, bizim aile değerlerimize aykırıdır, bunu Meclis'e sokmayacağız diye topluca açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalara iktidar partisinden bazı vekiller de katıldı. Bizi umursamıyorsanız, hiç olmazsa AB üyesi olan Hırvatistan'a bakın. Aile değerlerini Hırvatlardan öğrenmek mahcup edici bir şey değil midir? 

Feminist hareketlere sadece bir tek soru soruyoruz:

TCE indeksi niçin Davos'ta açıklanıyor hiç düşündünüz mü? Ulusal ve uluslararası TCE projelerini niçin ulusal ve küresel patronlar destekliyor hiç düşündünüz mü? Gerçekten kadın haklarını çok umursadıkları için mi? 

Özetle şunu söylüyoruz:

Başta Âile Hakları ve Âile Akademisi olmak üzere AilePlatformu bileşenleri ve destekçileri olarak “aile” temelli girişimleri destekliyor, aile kurumuna zarar veren politikaları ise eleştiriyoruz.

Siyasi liderlerin, medyanın siviltoplumun ve demokratik kitle örgütlerinin baskısıyla DEVLETİMİZDEN hep birlikte aşağıda saydığımız maddeleri islah iptal taleblerimizin uygulamasını stiyoruz.

aile değerleri ve ahlaki taleplerimiz ekonomiden önce gelsin. 

Şu çok açık, AB kaynaklı çevreler aile kurumunu işgal ve iğfal etmiş durumda. Eşimizle ve çocuğumuzla olan ilişkimizi bu ülkenin, bu toprakların kadim değerleri değil, AB hukuku belirliyor.  Doğduğumuz günden bugüne Sürekli vatan/millet nutukları dinliyoruz.  15 Temmuzda yapamadıkları işgali darbeyi aile kurumunu yıkarak yapıyorlar. Uyanalım, Aileyi yoketme küresel savaşına dur diyelim #ÖnceÂile Ailesini koruyamayan savunamayan devletini nasıl koruyacak...

....

Değerli Kardeşlerimiz,

1. Uzun zamandan beri ülkemizde uygulanan aile politikalarına ilişkin görüşlerimizi, düşüncelerimizi ve eleştirilerimizi dile getiriyor; tehlikenin büyüklüğüne dair uyarılarda bulunuyoruz. Ama sen çoğunlukla sessizsin. Belki olup biten şeylerden tam anlamıyla haberdar değilsin. Belki de haberdarsın ama "seçim öncesi aman bir zarar vermeyeyim." diye düşünüyorsun. Eğer böyleyse bilesin ki, seçim sonrası düşüncelerin hiçbir işe yaramayacak.

2. Eğer yanlışlara itiraz etmez, önlemleri talep etmezsen ailenin bozulmasından sen de payını alacaksın. 5-10 yıl sonra, önce gördüklerine inanamayacak, ama sonra bunların hepsini tek tek kabullenmek zorunda kalacaksın. Emin ol, eski Türkiye'yi mumla arayacaksın. Çocukların ve torunlarına söyleyecek hiç bir şeyin olmayacak. Çünkü onları öyle yapan her şeye sen de sessiz kalmış/destek vermiş olacaksın.

3. Belki, "Reis'in haberi yok", belki "liderimizin haberi yok", “bizim partimiz buna destek vermez” diye düşünüyorsun. Ama var kardeşim, maalesef var. Aile ve kadın politikaları bu ülkenin en merkezi politikası ve 16 yıldan bu yana kesintisiz devam ediyor. Buna "gender mainstreaming"  diyorlar; yani cinsiyet eşitliğinin ana akım politika haline getirilmesi. Daha açık bir ifadeyle, bütün bakanlıkları ve devlet organlarını kapsayan politika. Mesela 9. kalkınma planı (2007-2013) ve 10. kalkınma planı(2014-2018) toplumsal cinsiyet eşitliğine uyumlu olarak yapıldı.

4. Bugün yürürlükte olan aile ve kadın politikalarına hemen hiç bir partinin muhalefet etmemesi gerçekten çok ilginç değil mi? Bu aynı zamanda çok korkutucu.  Mesela AK Parti'nin dindarlık, MHP'nin milliyetçilik, HDP'nin Kürt kimliği, CHP'nin ise Kemalizm temelinden bu emperyal politikalara sonuna kadar karşı çıkması gerekiyorken hepsi feminist politikaları takip ediyor ve LGBT'yi meşrulaştıran sürece destek veriyor. Örneğin, bu politikalara dayanak oluşturulan İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanmasına Meclis'te tek bir "red" oyu verilmedi. Oysa bir AB üyesi olan Hırvatistan Meclisi'nde bile, "Hıristiyanlığın aile değerlerine aykırı olduğu" gerekçesiyle İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkıldı.

5. Bugün hepimiz, insanlık düşmanı küçük bir grubun (feminizm bir enstrüman sadece) taleplerinin kanun olduğu bir ülkede/dünyada yaşıyoruz. Bu, sadece şu ya da bu partinin değil, şu ya da bu etnik/mezhebi hatta dini grubun da meselesi değil; hepimizin sorunudur ve hepimiz buna karşı çıkmakla sorumluyuz. Yoksa, bu ülke kısa bir süre sonra gerçekten yaşanılamayacak bir hale gelecek. Türkiye, "yumuşak terörün" (uyuşturucu, parçalanmış aileler, şiddet, tecavüz, psikiyatrik hastalıklar vs...) pençelerinde öylece can verecek. Yaptığımız yolların, köprülerin, tünellerin çocuklarımıza hiç bir faydasının olmadığını/olmayacağını acıyla ve pişmanlıkla anlayacağız. Ama iş işten geçmiş olacak.
6. Yapman gereken şey kardeşim, itiraz etmek, sesini yükseltmek, eksiklikleri hatırlatmak. Bunlar bir insan, bir Müslüman ve bir vatandaş olarak senin görevin ve sorumluluğun. Bunları yapman, desteklediğin partinin karşısına geçmen anlamına gelmiyor. Birini illa karşısına geçerek eleştirmek zorunda değilsin, yanında durarak da eleştirebilirsin. İlk yapman gereken şey, İstanbul Sözleşmesi'nin ve 6284 sayılı kanunun iptal edilmesini istemektir. Hangi VEKİLLE karşılaşırsan karşılaş, mutlaka bunları gündeme getir ve ona aileyi korumak için ne tür tedbirler aldıklarını sor.  Gittiğin her mitinge,her toplantıya "İstanbul Sözleşmesi'nin ve 6284 Sayılı Kanun'un İptal Edilmesini İstiyoruz", ÖnceAile, "Ailemi Koru" yazan bir afiş/pankartla git.

Şüphesiz bunun için önce ne olup bittiğini anlamak, aile üzerinde oynanan oyunları biraz olsun araştırmak gerekiyor. Eğer daha ayrıntılı bilgi edinmek istersen, verilen araştırma raporlarını, yazılarını aileakademisi.org cocukaile.net ailehaklari.org dan da inceleyebilirsiniz.
Ailenizle birlikte huzurlu ve sağlıklı günlere ulaşmanız dileğiyle…

Ailesini koruyamayan vatanını nasıl koruyacak? #ÖnceAile #AileyiKoru #ÖnceAileyiKoru #VakitAileVakti

TALEBLERİMİZ; GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR.

  1. istanbul Sözleşmesi iptal edilmeli.
    2. Kadının delilsiz beyanı esastır denilen 6284 sayılı yasa kaldırılmalı, cinayet sebebi İftiralara ceza verilmelidir.
    3.TCE, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altındaki tüm feminist politikalara acilen son verilmelidir.
    3. Çocuk icrası insanlık dışı bir uygulamadır. son verilmeli ve devlet ATG vakfı sömürüsü sonlandırmalıdır.
    4.Ortak velayet ana babanın değil çocuğun hakkıdır, tek taraflı velayet çocuk istismarıdır.
    5. Velayeti istismar edenden, çocuğun ebeveyn ile kişisel ilişkisini engelleyenden velayet alınmalıdır..
    6.Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu EYS hastalık olarak tanınmalı hukuki cezası olmalıdır
    7.Süresiz nafaka süreli hale getirilmelidir. Nafaka hapsi kaldırılmalıdır. Annelerde babalarda mağdur edilmesin.
    8.Devlet nasıl çift başlı olmuyorsa ailenin de tek bir reisi olmalıdır.
    9.GENÇ evlilik mağdurlarına özgürlük verilmeli tecavüzcülerle bir görülmesi çocuklarına karşı duygusal istismar
    10.Mal rejimi yeniden adaletli düzenlenmelidir.
    11.Boşanmalar zulme dönüştürülmemelidir.
    12.Evlenmeden önce evlilik sözleşmesi yapılmalıdır kadın ve erkek mağdur edilmemelidir.
    13.AİLEYE ŞİDDET ÇOCUĞA ŞİDDET ENGELLENMELİDİR. Her anneye maaş verilmelidir.
    14.Cinsel İstismar taciz suçu ile tecavüz suçu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Şehvet terörüne teşhirciliğe dur denilmelidir.
    15.Aileleri ve geleceğimizi yok eden Faizcilik, tefecilik, kumar ve aklı uyuşturan maddeler içki vb yasaklanmalıdır.

  2. ÇAĞRICILAR; AİLE PLATFORMU; AİLE HAKLARI, AİLE AKADEMİSİ, DÜNYA ÇOCUK HAKLARI DERNEĞİ, İYİLİK İNSANHAKLARI DERNEĞİ, İMKANDER,ADALET PLATFORMU

AİLE PLATFORMU AİLE HAKLARI DESTEKÇİLERİ;

AİLE PLATFORMU, aileplatformu.net
AİLE HAKLARI, ailehaklari.org
AİLE AKADEMİSİ DERNEĞİ, aileakademisi.org bursa
DÜNYA ÇOCUK HAKLARI DERNEĞİ, cocukhaklari.org
İYİLİK İNSAN HAKLARI DERNEĞİ, iyilik.org.tr
TÜRKİSTAN BİRLİĞİ, turkistanbirligi.org
ADALET PLATFORMU, adaletplatformu.org
ÇOCUKAİLE.NET cocukaile.net
HAKSES MEDYA, HAKSES.net,
İMKANDER İNSANI MÜDAFAA DERNEĞİ, imkander.org
GENÇ OSMAN VAKFI, gencosmanvakfi.net
UMRAN VAKFI, umranvakfi.org.tr
Çağdaş Aile Derneği ÇAD cagdasaile.com
İDE istde.org İstanbul Düşünce Enstitüsü
EMEKLİ Din Vazifelileri DERNEĞİ,
RİBAT VAKFI, ribatvakfi.org , konya
KÜLTÜRLÜ GENÇLİK, kulturlugenclik.org
MTTB, mttb.org.tr
AKİT MEDYA akittv yeniakit
ŞEFKATDER, sefkatder.org , konya
İSLAM MEDENİYETİ VAKFI
İSTANBUL SAĞLIKLI YAŞAM DERNEĞİ
GEREDER ÖNDER
BEYAZ KALBLER DERNEĞİ, denizli
MİNHAP

BABAÇDER, babacder.org , Babasız Çocuklar Ve Çocuksuz Babalar Derneği, izmir
ÇOCUK HAKLARI, cocukhaklari.org.tr ,niğde
MAĞDUR ÇOCUKLAR, magdurcocuklar.com , konya
BABADER, babader.org , ankara
BOFİSDER, bofisder.org , kocaeli
ÜSTÜN ZEKA, uzyed.org , batman

Aile Hakları Yönetim Kurulu Üyeleri;
Adem ÇEVİK, Niyazi Türkyılmaz, Av. Ömer Yüzgül, Hakan Tuncer, Fatma Sevim, Ömer Faik Topal, MehmetaliKırıcı, MustafaTopaloğlu, MuhsinYılmazçoban, FarukArslan, Av.lhamiSayan,YasinKılar
SâmiErdoğan,SüleymanKılınç, Nevzat Özkaya, Hüsameddin Piraz, Abdullah Şenyiğit,Yaşar Yeşil, Mehmet Usluer, İsmail Erbacak, Doğan Ekesular, Kenan Yasan, ilhami Demirci,Fehmi Demirbağ

Aile Hakları Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri;
Prof. Orhan ÇEKER, Prof. Saffet Köse, Prof. Sefa SAYGILI, Prof. Burhaneddin CAN, Hârun ÜNAL, Abdullah BÜYÜK, Doç. Mücahid GÜLTEKİN, Av. Necati CEYLAN, Abdurrahman DİLİPAK,Sema MARAŞLI, Doç. FethiGÜNGÖR, Av. CavitTATLI, AhmedAksu, FatihUğurlu, MustafaGök,AliYüksel,
Abdülhamit Kahraman, Av. Cavid Polat, Av. İsmail Tuğrul, Murat Özer, Hüseyin Bulut,Aydın İlhan, Av.HüsnüTUNA, FehmiDemirbağ, MüminŞatıroğlu, ErdalElibüyük, CemalÇınar, M.Karahasanoğlu
Av.Adem yıldırım,ErsanErgür, ReşadFidan, Firdevs Tavukçu, Ömer OKUMUŞ, Funda Ozan Akyol, AliCoşar, Av.Ahmed Keşli, Av.Cengiz Ocakcı, Av.Nusret Çiçek,Av.Ali Kurt, Av.Hamza Akbulut,
Av. Yılmaz Bölükbaşı,Ferman Karaçam, Necmeddin Asker,GürcanOnat, CevadDemirtaş, EmirEŞ


DESTEK İÇİN; +90 5322033274 sms whatsapp 05327036115
@ailehakları www.aileplatformu.net ailehaklari.org t.me/ailehaklari Ailehaklari@gmail.com



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret2116
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.13176.1563
Euro6.94526.9731
Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 34° 18°
Saat
önceÂİLE